ABD’de neden ‘Adalet Bakanı’ yok?

eric-holder

AMERİKA BÜLTENİ (26 Eylül 2014)

Birkaç gündür medyada ‘ABD Adalet Bakanı Eric Holder istifa etti’ haberine rastlamış olanlar haklı olarak başlığa biraz temkinli yaklaşacaklardır. Fakat doğrusu bu… ABD’de bir Adalet Bakanlığı (Department of Justice) var ancak ‘Adalet Bakanı (Secretary of Justice)’ yoktur. Adalet Bakanı yerine “Başsavcı” anlamına gelen ‘Attorney General’ sıfatıyla anılan bir makam vardır. ‘Başsavcı’ federal hükümetin adaletle ilgili işlerden sorumlu yetkilisidir. Ama aynı zamanda Başkanın kabinesinde yer alır. 14 bakanlı federal kabinede, makamının adı “Secretary” diye başlamayan tek yetkilidir. En özel kabine üyesidir. Çünkü diğer bütün kabine üyeleri gibi ‘başkan adına’ hareket etmez. Adalet Bakanlığının mottosunda (Qui Pro Domina Justitia Sequitur / Adalet Tanrıçası Adına Takibat Yapan) belirtildiği üzere öncelikle ‘adalet’ adına hareket etmekle yükümlüdür. Başkan Nixon’un, ‘Watergate soruşturmasını yürüten savcıyı görevden alması talimatı verdiğinde, anayasaya aykırı bu emri yerine getirmeyen adalet bakanı Elliot Richardson’u görevden almasına, ‘Cumartesi Gecesi Katliamı‘ denmesi bundandır.

Başsavcının soruşturmalara müdahale edememesinin bir nedeni de, hükümetin taraf olduğu yargılamalarda, hükümeti temsil etmesidir. Ayrıca bir çok ülkede muadilleri, İçişleri Bakanlıklarına bağlı olan federal adli ve idari kolluk güçleri ABD’de Adalet Bakanlığına bağlıdır. Örneğin FBI bu bakanlık bünyesindedir.

ABD’de görevleri gereği tarafsız olmaları gerektiğinden bakanların siyasi faaliyetlere katılmaları yasak. Bunun nedeni ise, adını ilk tasarıyı hazırlayan senatörden alan ‘Hatch Act’ adlı 1939 tarihli yasa. Bu yasaya göre, başkan ve başkan yardımcısı dışındaki kabine üyeleri ve Federal bürokrasinin hiçbir üyesi politik hiçbir faaliyete katılamıyor. 1947 ve 1974 yıllarında iki kez bu yasanın ‘ifade hürriyetini kısıtladığı‘ itirazı ABD Yüksek Mahkemesinin önüne geldi. Ancak Yüksek Mahkeme her ikisinde de itirazları reddederek yasanın ABD Anayasasına uygun olduğuna hükmetti. Adalet Bakanlığının başındaki ‘Başsavcı’nın tarafsızlığı ve siyaset üstü olması ise diğer bütün bakanlıklardan çok daha sıkı takip edilen bir konu. Örneğin diğer bakanlar, bakanlık sıfatını kullanmamaları, bakanlık makam aracı, koruma ve diğer devlet ayrıcalıklarını yanlarına almamak şartıyla tamamen sivil kimlikleriyle bir siyasi etkinliğe katılabilir. Ancak, ‘Başsavcı’ ve ‘Devlet Sekreteri (Dışişleri Bakanı) bunu da yapamaz.

Bakanlık ayrıca, federal mahkemeler ile federal hapishanelerin işleyişinden de sorumlu. Ancak yargıç ve savcıların atanmasında bakanlığın hiçbir rolü yok. Federal hakim ve savcılar, ABD Başkanı’nın aday göstermesi ve 100 üyeli Senato’nun salt çoğunluğunun ortak onayı ile atanıyor. Savcıların görev süresi sınırlı ancak bir kere atanan federal yargıç kendi isteğiyle emekli olmadıkça görevden alınamıyor, başka bir mahkemeye tayini çıkarılamıyor. Özlük haklarında geriye götüren düzenleme yapılamıyor. Bu yüzden de her türlü siyasi baskılardan korunmuş oluyorlar.

Eyalet ve yerel mahkemelerin işleyişi ise her eyaletin kendi anayasasında düzenleniyor ve her eyaletin kendi adalet bakanlığını da tıpkı federal hükümet de olduğu gibi bir ‘attorney general’ temsil eder. Eyaletlerin kabinelerinde de ‘adalet bakanı’ yoktur.

ABD’de neden Kültür Bakanlığı yok?

You must be logged in to post a comment Login