ABD’ye kölelerin getirildiği liman kenti, yüzyıllar sonra resmen özür diledi

Bir zamanlar ABD’nin güney eyaletlerinde şehirler, günümüzdeki emlakçılar gibi, köle alıp satan veya köle alışverişlerine aracılık yaparak komisyon kazanan işyerleri ile doluydu.

AMERİKA BÜLTENİ (26 Haziran 2018)

Yüzyıllarca Afrikalı kölelerin Kuzey Amerika’ya getirildiği ilk limanlardan biri olan Charleston kenti, köle ticaretinde oynadığı rol için resmen özür diledi. South Carolina eyaletinin en büyük ve en eski şehri olan Charleston, ABD’deki Afrika kökenlilerin en az yarısının atalarının ABD’ye getirildiği kent.  Köle ticareti, kent ekonomisinin uzun süre en önemli kaynağı oldu. Nitekim Meclisin toplantı yaptığı Belediye Başkanlığı binası bile kölelerce inşa edildi.

Belediye Meclisi kararında şöyle denildi:

‘’Charleston Şehri olarak, kölelik müessesinin işletilmesinde uygulanmasında, desteklenmesinde oynadığımız rolü kabul ediyor, kınıyor ve bundan dolayı özür diliyoruz’’.

Karar ABD’de ‘Junteenth’ olarak kutlanılan köleliğin kaldırış yıldönümünde alındı. ABD İç Savaşını Kuzeylilerin kazanmasının ardından 19 Haziran 1865 günü kölelik Texas başta olmak üzere Konfederasyon eyaletlerinde de resmen yasaklanmıştı.

Özür kararının alındığı mekan, Afrikalıların 1600’lü yılların ikinci yarısından, 1800’lü yılların ilk yarısına kadar zincirler içinde getirildikleri limana 1 kilometre mesafede bulunuyor. Limana köle tüccarlarınca getirilen köleler önce açık artırmalarda satılıyordu. Bu köleler daha sonraki yıllarda da, şehir merkezindeki ‘Köle Pazarı’nda alınıp satılmaya devam ediliyordu.

Toplantıya damga vuran konuşma

Belediye Meclisinin halkın katılımına ve tartışmasına da açık aynı zamanda televizyondand da canlı yayınlanan oturumuna damga vuran konuşma ise halen Charleston Üniversitesinin rektörü olan eski yargıç Alex Sanders’ten geldi. Sanders konuşmasında ABD’nin kölelik yüzünden iç savaşa sahne olduğu yıllarda yaşanan bir öyküyü şöyle aktardı (Konuşmanın çevirisi videonun altında):

 

 

“William Henry Seward, Kuzey Güney iç savaşı süresince Abraham Lincoln’un kabinesinde bakandı. Doğal olarak köleliğe karşıydı. Ancak henüz daha iç savaş başlamamışken, köleliğin kaldırılmasının, ülkenin kanlı bir iç savaşa gitmesine değecek bir karar olduğu yönünde şüpheleri vardı. Köleliğin kaldırılmasının radikal taraftarlarının, Güney eyaletlerinde kölelerin durumuyla ilgili manzarayı biraz abartarak tasvir ettiklerini düşünüyordu. Nihayetinde, Charleston gibi uygar kentlerden Washington DC’ye gelen Güneyliler hep son derece olgun ve kibar beyefendilerdi. Bizzat tanıdığı bu beyefendi insanların kölelik karşıtlarının köleliğin bir parçası olduğunu iddia ettikleri vahşi davranışları kölelere sergileyebilecek insanlar olabileceğine ihtimal vermiyordu. Sonunda Güney’de olan biteni bir de kendi gözleriyle görmeye karar verdi. Karısıyla birlikte Güney’e bir tura çıktı. İki tekerlekli at arabalarıyla yolculuklarının hemen daha başında bir köle tüccarına denk geldiler. Atının üstünde ilerleyen tüccarın arkasında boğazlarındaki metal halkalardan birbirlerine zincirlenmiş 10’dan fazla siyahi çocuk yürüyürdu. Kızlı erkekli çocuklar daha 6-8 yaşlarındaydı. Tamamen çıplaktılar. Anne diyerek ağlıyorlardı. Seward’ın eşi kusacak gibi oldu ve baygınlık geçirdi. Arabasının yönünü yeniden Washington DC’ye çevirdi. Yeterince şey görmüştüler. Kısa süre sonra da iç savaş başladı.

Bu özür, Charleston’ın bugünkü sakinlerinin şahısları adına değil, şehrin adına yapılacak. Bugün hiçbirimiz köle sahibi değiliz. Ailelerimiz de köle shaibi değil. Ama hepimiz, köleleştirilen insanların bu şehre kattıklarının inşa ettiklerinin konforunu da hergün yaşıyoruz.

En nihayetinde bari, ‘çok üzgünüz’ diyebilmeliyiz. Tabii ki eğer üzgünseniz. Değilseniz, bize oylarınızla göstereceksiniz.”

AMERİKA BÜLTENİ‘ni Twitter‘dan ve Facebook‘tan takip edebilirsiniz

You must be logged in to post a comment Login