Pete Seeger burada, Senatör McCharty nerede?

pete-seeger

CEMAL TUNÇDEMİR 

Tam 90 yıl önce bugün, 3 Mayıs 1919 günü doğmuş. 90’ncı doğum günü, çok az kişiye kısmet olacak görkemde dünyanın her yerinde kutlanıyor. Kuşaklar boyunca onun şarkılarıyla büyüyen onlarca ünlü sanatçı, yüzlerce önde gelen aktivist, her kökenden yüzbinlerce barış insanı, bugün ona Seattle’dan New York’a, Avustralya’dan İskoçya’ya onlarca ülkede şehirde aynı anda, “iyi ki doğdun Pete Seeger” diyecek. Partilerin en büyüğü ise New York’ta Madison Square Garden’da… 15 bin kişilik bu partide, öğrencileri Bruce Springteen, Dave Matthews, Eddie Vedder’in yanısıra Woody Guthrie’nin, yani Seeger’a 60 yıl önce yük trenlerine nasıl kaçak binilebileceğini ve yaralanmadan nasıl atlanılacağını öğreten can yoldaşının oğlu Arlo Guthrie de şarkılarla katılacak.

Barack Obama’nın, ABD Başkanı olmak için yemin ettiği gün, en az bunun kadar tarihi gelen bir detay vardı. Ömrünün büyük bölümünde devlet baskısına uğramış bu halk ozanı, o gün devletin başının yemin töreninin onur konuğuydu. Kongre binasının balkonundan, töreni izlemek için toplanmış milyonlarca kişiye, can yoldaşı Woody Guthrie’nin, “This land is your land (bu ülke senin ülken)” şarkısını söyledi. On yıllardır bıkmadan usanmadan yaptığı gibi, siyahı beyazı, her ırktan her dinden, her cinsten Amerikalıya hep “Bu senin ülken” diye hatırlattı. ‘’Parya değilsin. Bu ülkede doğdun veya bu ülkede büyüdün. Bu ülkede aşık oldun. Bu ülkede ağladın, güldün. Burası senin de ülken. Ülkene ve haklarına sahip çık” diye öğretti.

20’nci yüzyıl boyunca Amerika’daki her hukuk mücadelesinde en ön safta Pete Seeger ve şarkıları oldu. Büyük Buhran yıllarından itibaren işçilerin sendika haklarını elde etmeleri için çaba gösterdi. “Which side are you on? (Hangi taraftasın?)” şarkısı, Amerikan sendikal mücadelesinin marşı haline geldi.

ABD’nin İkinci Dünya Savaşına katılmasına karşı çıktı. 1950’li yıllarda ABD’de başlayan vatan haini avının yani McChartyizm’in hedefi olması da uzun sürmedi. 26 Temmuz 1956 günü Amerikan Temsilciler Meclisi, 9’a karşı 373 oyla aralarında Pete Seeger ve Arthur Miller’ın da bulunduğu 8 sanatçı, oyuncu ve yazarın, Senatör McCharty tarafından kurulan Gayri Amerikan İşleri Araştırma Komisyonunca (HUAC) sorgulanması kararı verdi. Yarım yüzyıldır dünyanın her köşesinde savaş karşıtlığının milli marşı haline gelen, “Where have all the flawors gone? (Söyle çiçekler nerede?)” şarkısını o zorlu günlerde yazdı. HUAC karşısındaki savunması, bir hukuk öğrencisine, fakültede edineceğinden daha fazla “hukuk bilinci” aşılar. HUAC’a karşı direnen aydınlar savunmalarında, genellikle Amerikan Anayasasının, “susma hakkı” veren 5’nci ek maddesine(Fifth Amendment) dayanıyordu. Seeger ise, anayasanın ifade özgürlüğünü güvence altına alan birinci ek maddesine (First Amendment) dayanarak savunma yaptı. Gerekçesini ise cadı avı komisyonuna şöyle haykırdı;

“Sizin bu sorularınıza cevap vermeme hakkım var demiyorum. Sizin hiçbir Amerikan vatandaşına bu soruları sorma hakkınız yok diyorum. Tanıdığım insanlar, hayat felsefem, dini ya da politik görüşlerim ve kimlere oy verdiğim konusunda ne bana ne de bir başkasına soru soramazsınız”.

O dönemde tam 17 yıl boyunca ‘kara liste’de kalan Seeger’a Amerikan televizyonlarının 1950 yılında uygulamaya başladığı sansür 1967 yılına kadar sürdü.  Dahası, salonlar ve kulüpler bile kapılarını Seeger’a ve folk müzik grubu The Weavers’a kapattı. On yıllarca, “underground” mekanlarda, kıyıda köşede çaldı. Zor bela kiralanmış küçük mahalle salonlarında konserler verdi. Bu yıllarda küçük ama kendisini en derinden inciten sansür ise San Diego’daki bir liseden geldi. San Diego’ya konser vermek için gelen Seeger’a, ilin eğitim kurulu, “konserin devlet aleyhine olmayacağına dair yemin etmesi” şartı getirince, konser vermeyi reddeti. San Diego Eğitim Kurulu, bu utanç verici isteğinden 50 yıl sonra yani 14 Şubat 2009 günü pişman olduğunu ilan etti ve Pete Seeger’dan özür dileyen kararı oybirliğiyle kabul etti.

Güney eyaletlerinde devam eden siyah beyaz ayrımcılığına karşı 1950’li yıllarda baş gösteren sivil itaatsizlik eylemlerinde yine mücadelenin en önündeydi. Martin Luther King ile, Malcolm X’le beraber yürüdü. Alabama’da yoksul siyah çocuklara gitar çalmayı ve oy vermeyi öğretti. 28 Ağustos 1963 günü Washington’da, “Bir Hayalim Var” konuşmasını dinleyen yüzbinlerce kişi hep bir ağızdan, kendisi de orada olan Pete Seeger’ın “We Shall Overcome (Üstesinden Geleceğiz)” şarkısını söyledi. “Birgün el ele tutuşacağız ve barış olacak” diyen bu şarkı, sivil haklar hareketinin marşına dönüştü.

Bütün mücadelelerinde her ne sebebi olursa olsun şiddete karşı çıktı. Martin Luther King ile birbirlerini bu nedenle çok sevdiler. “Dr King’i Örnek Al” şarkısında, King’in sivil ve uygar itaatsizliğine övgüde bulundu. Haksızlığa karşı mücadelenin ahlakını da öğretiyordu; Vurmayacaksın, kırmayacaksın, dökmeyeceksin…!

Alabama’da bir Baptist vaiz, otobüs boykotunu başlattı

Tek bir kurşun bile sıkmadan yeni bir devir açtı

Vietnam Savaşı başladığında, bu savaşa karşı en büyük mücadeleyi verenlerden biri oldu. 11 Eylül’den sonra Müslüman Amerikalılara yönelik ayrımcılıklara karşı, Detroit’e ilk koşanlardan biri de o günlerde 80 küsur yaşında olan bu ihtiyar delikanlıydı. Müslüman Amerikalılarla aynı masanın etrafına oturdu ve, “Bu ülke senin ülken” şarkısını onlara da söyledi.

Irak Savaşına tepkisine ise bizzat tanık oldum. 2003 yılının Şubat ayında New York sokaklarında savaşa tepki gösteren 1 milyon kişi ile beraber bu görkemli adamın arkasından yürüdük.

Sadece insanların haklarına değil ağacıyla böceğiyle suyu ile bütün doğanın haklarının da savunucusu oldu. Çevre için verdiği mücadele ile çevreciliğin simgelerinden biri haline geldi. Sadece Hudson Nehrinin temizliği için yaptıkları bile hayranlık verici. Bu yaşında bile günde 2 saatini gezinip çöp toplamaya harcıyor.

Amerikan Folk müziğin babası

Amerikan folk müziğini Woody Guthrie ve Pete Seeger başlattılar. Aristokrat bir babanın çocuğu olan Seeger, babasıyla fakir halka müzik öğretmek istediklerinde, halkın kendi müziği olduğunu farkeder. Folk müziğe böylece başlar.

Siyah kölelerin icat ettiği ve Amerikan folk müziğinin mızıka ile beraber iki temel enstrümanından biri olan ‘banço’sunu 70 yıldır elinden düşürmemiş. Bu müziği ilk kez kamuoyu gündemine taşıyan Woody Guthrie, daha ergenlik dönemlerinde tanıdığı Pete’in sıradışı karakterine hayran kaldığını anlatıyor anılarında. Kültürlü bir WASP ailesinden geliyor oluşunun da bu oturmuş karakterde payı vardı ama Leonard Cassuto’nun da vurguladığı gibi, Seeger nasıl bir hayat yaşayacağına daha gençken karar vermişti ve bütün yetişkinlik hayatı boyunca da bu kararına yani, “doğal bir insan olarak” yaşama kararına sadık kalmıştı.

Pete Seeger’ın mücadele felsefesi “küçük güzeldir” üzerine kurulu. Bu nedenle de, hala mütevazı bir insan, hala bireysel sorumluluğa inanıyor. Son yıllarda ana akım medyanın kendisine gösterdiği riyakar ilgiden fena halde sıkıldığını da gizlemiyor.

Artık 90 yaşında. Pete Seeger hala burada, Manhattan’da… Alnının akıyla dimdik meydanlarda! Senatör McCharty, Edgar J. Hoover, onu ekranlardan silen korkak televizyoncular, Vietnam Savaşı savunucuları, Irak Savaşı savunucuları, vatan haini avcısı sansürcülerin hepsi ise tarihin çöplüğünde…

NOT: Bu yazı 3 Mayıs 2009’da Seeger’ın doğum günü için yazıldı. Seeger’ı 27 Ocak 2014 günü kaybettik.

You must be logged in to post a comment Login