Cronkite, 50 yıl önce bugün ‘Vietnam savaşını kazanamayız’ demişti

AMERİKA BÜLTENİ (27 Şubat 2018)

Amerikan televizyon tarihinin en ünlü haber sunucusu Walter Cronkite, 1968 yılı Şubat ayında ana haber bültenini sunduğu CBS adına Vietnam’a giderek savaşı yerinde gözlemledi. ‘Pentagon Belgeleri’nin yayınlanmasına daha 3 yıl vardı. Amerikan halkının, Başkan Johnson, Savunma bakanı ve generallerin kendilerine yalan söylediğinden haberi yoktu.

Cronkite, ABC, CBS ve NBC’nin Vietnam muhabirleri ile ABD’nin kontrolündeki Güney Vietnam’ın başkenti Saigon’daki Caravelle Hotelinin 10’ncu katındaki teras restoranında akşam yemeğinde buluştu. 51 yaşındaki Cronkite birazdan gördüklerine inanmakta güçlük çekecekti. Saigon’un bazı semtlerinde helipkopterlerinde katıldığı çatışmalar yaşanıyordu. Amerikalı generallerin ünlü gazeteciye, ABD’nin kontrolünde olduğunu ve güvenlik içinde olacağını söylediği bölgelerdi bunlar. Cronkite o gün öğleden sonra da Hue şehrine gitmiş ve sokak sokak çatışmaların yaşandığı şehirde çok sayıda asker cenazesi görmüştü. O yemekte CBS’in bölge muhabiri John Laurence da savaşın resmi açıklamalara rağmen ABD ve müttefikleri için hiç de iyi gitmediğini anlattı.

Cronkite, New York’a döndükten hemen sonra, 50 yıl önce bugün, 27 Şubat 1968 akşamı, Amerikan gazetecilik tarihine geçen haber sunumlarından birine çıktı.

Amerikan halkına, ‘’Bu savaş kazanılamaz bir savaş. ABD’nin alabileceği en iyi sonuç onurlu bir ateşkes ile yenilmeden savaştan ve bölgeden çekilmesi olacaktır’’ diyen şöyle konuştu:

‘’Somut gerçekleri göz önüne aldığımızda, bugün zafere çok yakınız diyene inanmak, geçmişte doğru konuşmadığı ortaya çıkan bir iyimsere inanmaktır. Yenilginin kıyısındayız demek de sebepsiz bir karamsarlık olur. Ne yenebileceğimiz ne de yenilmeyeceğimiz bir çamura saplanmış olduğumuzu görmek, tatmin edici olmasa da tek gerçekçi bakış’’.

Amerikan kamuoyunun Vietnam savaşına bakışında ve ana akım medyanın savaşı sunuşunda ilk ciddi kırılma olan Cronkite’ın bu tarihi çıkışı, 50’nci yılında birçok haber ve yoruma yeniden konu oluyor

Philadelphia Inqurier’de Cronkite’in bu tarihi çıkışını yazan köşe yazarı Will Bunch, o gün Vietnam’da Cronkite ile konuşan CBS muhabiri Laurence ile bir kaç gün önce e-mail ile konuştuğunda, ‘’Walter’ın, kendisine resmiş kaynakların anlattığı herşeye hemen inanmayacak kadar iyi bir muhabir olduğunu hesaba katmamışlardı’’ dediğini aktarıyor. Bugün 78 yaşında olan Laurence, İngiltere’de yaşıyor.

Sinemaya da uyarlanan ‘Kara Şahin Düştü’ kitabıyla da bilinen kıdemli gazeteci Mark Bowden da New York Times gazetesinde bugün yayınlanan yazısında, Cronkite’in bu tarihi savaş karşıtı çıkışının en önemli sonucunun Başkan Lyndon Johnson’ın bu yayından çok kısa süre sonra herkesi şok ederek Kasım ayındaki başkanlık seçiminde aday olmayacağını açıklaması olduğunu yazıyor. ‘Cronkite’i kaybettiysem Amerika’nın bütün orta sınıfını kaybettim’ dediği rivayet edilen  Johnson, başkanlıkta kalan süresini de ‘düşmanlığı azaltıp barışı elde etmeye çalışarak geçireceğini’’ söylemişti. Bowden, Johnson’ın, ‘zaferi değil de barışı elde etme vaadine’ dikkatimizi çekerek, aslında bir zaferin sözkonusu olamayacağını bildiğini ima ediyor. Ancak 68 seçiminde başkan seçilen Nixon yönetimi de bu umutsuz savaşı 6 yıl daha sürdürmekte ısrar etti.

1968 yılı, Amerikalı yetkililerin resmi açıklamalarında, savaşta tünelin ucunun göründüğünü ve sonuç alınmaya çok yakın olunduğunu açıkladığı günlerdi. Amerikan kamuoyunda Vietnam Savaşı ile ilgili ilk kırılma,  ‘Amerikalıların en çok güvendiği kişi’ ünvanının sahibi olan Cronkite’ın bu birkaç cümlelik çıkışıyla yaşandı. Ancak, yeterli olmadı. Anketler, sonraki yıllarda da savaşa olan desteğin, hala çoğunlukta olduğunu gösterdi. Amerikan halkının, bu savaşın sonuçsuz bir savaş olduğuna ikna olmaları 6 yıl, onbinlerce Amerikalı asker ve yüzbinlerce kişinin ölümünden sonra mümkün olabildi.

Mark Bowden bugünkü yazısında şöyle yazıyor:

‘’Silah gücüyle, hatta çok büyük silah gücü farkıyla bile kazanılabilecek bir savaş değildi. Oysa ülkenin karşı-direniş konusunda en önemli uzmanı olan Edward Lansdale’a ta başından beri danışılıyordu. Askeri tarihçi Max Boot’un Lansdale hakkındaki ‘’Gidilmemiş Yol’’ adlı nefis biyografisinde aktardığında göre Lansdale, daha 1961 yılında Savunma Bakanı McNamara ile ilk tanışma toplantısında, komünist Vietkongluların kullandığı ilkel silah ve ekipmanlar ile lastik ayakkabıların birer örneğini masaya koyarak şöyle konuşur:

‘’Orada bizim safımızda savaşanlara, en iyi silahlarımızı, ayakkabılarımızı, üniformalarımızı tedarik ediyoruz. Onları askeri eğitimden geçiriyoruz. Buna rağmen düşman bizim tarafımızı yeniyor. Vietnam hakkında şunu aklınızdan çıkarmayın; Buradaki mücadele, kimin ne tür materyale sahip olduğunun çok ötesinde bir mücadele. Kazanmak için silah, mühimmat, üniforma ve çokça yiyecek yetmiyor. Bir ideal gerekiyor. En azından bu dersi alalım’’  

Asla almadık. Saigon’daki müttefiklerimiz demokrat değildi, Saigon bir demokrasi değildi. Şöhretli derecede yolsuz, otoriter bir tek parti devletiydi. Tek bir meziyeti vardı; Komünist değildi. Aşırı derecede fazla Amerikan parası, silahı ve Amerikalı gençlerin yaşamlarıyla ancak ayakta kalabiliyordu’’

Bowden, Saigon’daki Amerikan birliklerinin komutanı general William Westmoreland’ın, kendisine Vietnam’da gördüğü dehşet manzaralarını anlatan Cronkite ile konuşurken, olan biteni küçümseyerek ve ‘bir şey bilmiyorsun, dersini çalışmadan buraya gelme’ diye çıkışmasını da aktarıyor.

Bowden, generalin Cronkite’e çıkıştığı saatlerde bile Hue şehrinde Amerikan askerlerinin Vietkongluların saldırısı altında olduğuna dikkat çekiyor. Hue kentinde 25 gün süren çatışmalar şehrin yüzde 80’inin yerle bir olmasına ve 10 bin kişinin ölmesine neden olacaktı.

Cronkite, bu çatışmaların sürdüğü günlerde Hue şehrine de gitmiş ve gözleriyle dehşete tanıklık etmişti. New York’a döner dönmez de canlı yayından Amerikan halkına Vietnam gerçeği açıklayacaktı.

Yazısında Amerikalı gazetecilerin Vietnam Savaşı boyunca gazeteciliği mükemmel yaptığının söylenemeyeceğini kaydeden Bowden, ‘’Ancak, Amerikalı devlet yetkililerinden çok daha fazlasıyla doğruyu konuştular’’ deyip ekliyor:

‘’Ve Amerikan halkının nihayetinde savaşa karşı çıkmaya başlamasında da medyanın bu şekilde gerçeği konuşmaya devam etmesi neden oldu. Yolsuz ve otoriteryan bir rejim sonuçsuz bir savaşı bu şekilde ahmakça sonsuza kadar sürdürebilir ama bir demokrasi bunun altından kalkamaz. İşte bundan dolayı minnettar olmalıyız. Cronkite’in ülke için yaptığını, general Westmoreland’ın yaptığına her zaman üstün sayarım’’.

AMERİKA BÜLTENİ‘ni Twitter‘dan ve Facebook‘tan takip edebilirsiniz

You must be logged in to post a comment Login