Kendini bil, haddini bil!
”İster sokakta olsun ister laboratuvarda olsun insanlar kendileri hakkında gerçekte var olmayan şeylere inanıyor. Bu da beni şu gözlemime ulaştırdı: Kifayetsizsen bir kifayetsiz olduğunu farkedemiyorsun.’’
”İster sokakta olsun ister laboratuvarda olsun insanlar kendileri hakkında gerçekte var olmayan şeylere inanıyor. Bu da beni şu gözlemime ulaştırdı: Kifayetsizsen bir kifayetsiz olduğunu farkedemiyorsun.’’
Amerika’yı Kolomb mu keşfetti? Türkiye’de, ‘Amerika’yı Müslümanların keşfettiğinin’ resmen açıklanmasıyla bu soru bir kez daha gündeme geldi. İşte cevabı:
Mars’ta koloni kurmak yeni ufuklara taşıyacak bizi. NASA’ya göre, Dünya ve Mars’ın birbirine en yakın konuma geleceği 2030’lu yıllarda Kızıl Gezegen’e insanlı yolculuk gerçekleşecek.
“Cumhuriyetimiz ve gazeteleri ya beraber yükselir ya da beraber çöker. Cumhuriyetin geleceğine şekil verecek güç, gelecek gazeteci kuşaklarının ellerindedir.”
“Vicdanlı ve adaletli şekilde gerçeği yazdığı sürece, gerçeğin ortaya çıkmasının sonuçları hakkında endişelenmek gazetecinin işi değildir. Bir ülke için hiçbir gerçek, uzun vadede yalanlar kadar tehlikeli değildir. Bütün içtenliğimle inanıyorum ki gerçekler, insanı özgür kılar”
ABD Başkanları, Beyaz Saray’da yedikleri yemekten, kullandıkları diş macununa kadar bütün msarafı maaşlarından öder. Çünkü, ABD bir monarşi değil bir cumhuriyettir ve bu konut da bir ‘saray’ değil bir ‘ev’dir.
Geleneksel Nobel Ödüllerinin sahiplerinin açıklanmasıyla, geleneksel Nobel ödülleri tartışması da başladı. Ve yine tartışmanın ön safında Japon romancı Haruki Murakami okurları var.
Dünya nüfusunun yüzde 60’ını oluşturan en kalabalık 10 ülkenin Genel Kurul’daki oy payı sadece yüzde 5.2 oranında. Yani BM’de gücü Güvenlik Konseyi’den alıp BM Genel Kurulu’na taşıdığımızda ‘demokratikleştirmiş’ olmuyoruz.
İki yıl önce rejim ve muhalefetin karşı karşıya gelmesiyle iç savaş başlayan Suriye’de artık tek bir savaş ve iki taraf yok. Onlarca değişik savaş içiçe geçmiş durumda. Peki kim kiminle savaşıyor? İşte kısa bir rehber:
Aslında BM’den demokratik bir işleyiş bekleyenler de, farkında olarak ya da olmayarak BM’ye bir tür ‘dünya hükümeti’ statüsü atfediyor. Ancak BM mevcut yapısıyla bir ‘dünya hükümeti’ değil son sözü güçlülerin söylediği bir uluslararası cihaz.