Pulitzer’in ABD Başkanına karşı ‘basın özgürlüğü’ savaşı
“Cumhuriyetimiz ve gazeteleri ya beraber yükselir ya da beraber çöker. Cumhuriyetin geleceğine şekil verecek güç, gelecek gazeteci kuşaklarının ellerindedir.”
“Cumhuriyetimiz ve gazeteleri ya beraber yükselir ya da beraber çöker. Cumhuriyetin geleceğine şekil verecek güç, gelecek gazeteci kuşaklarının ellerindedir.”
“Vicdanlı ve adaletli şekilde gerçeği yazdığı sürece, gerçeğin ortaya çıkmasının sonuçları hakkında endişelenmek gazetecinin işi değildir. Bir ülke için hiçbir gerçek, uzun vadede yalanlar kadar tehlikeli değildir. Bütün içtenliğimle inanıyorum ki gerçekler, insanı özgür kılar”
ABD Başkanları, Beyaz Saray’da yedikleri yemekten, kullandıkları diş macununa kadar bütün msarafı maaşlarından öder. Çünkü, ABD bir monarşi değil bir cumhuriyettir ve bu konut da bir ‘saray’ değil bir ‘ev’dir.
Geleneksel Nobel Ödüllerinin sahiplerinin açıklanmasıyla, geleneksel Nobel ödülleri tartışması da başladı. Ve yine tartışmanın ön safında Japon romancı Haruki Murakami okurları var.
Dünya nüfusunun yüzde 60’ını oluşturan en kalabalık 10 ülkenin Genel Kurul’daki oy payı sadece yüzde 5.2 oranında. Yani BM’de gücü Güvenlik Konseyi’den alıp BM Genel Kurulu’na taşıdığımızda ‘demokratikleştirmiş’ olmuyoruz.
İki yıl önce rejim ve muhalefetin karşı karşıya gelmesiyle iç savaş başlayan Suriye’de artık tek bir savaş ve iki taraf yok. Onlarca değişik savaş içiçe geçmiş durumda. Peki kim kiminle savaşıyor? İşte kısa bir rehber:
Aslında BM’den demokratik bir işleyiş bekleyenler de, farkında olarak ya da olmayarak BM’ye bir tür ‘dünya hükümeti’ statüsü atfediyor. Ancak BM mevcut yapısıyla bir ‘dünya hükümeti’ değil son sözü güçlülerin söylediği bir uluslararası cihaz.
Avrupa’daki bu çılgın bölünme rüzgarı nerde durur kimse tam kestiremiyor. Bu bölünme rüzgarının dünyanın geri kalanında benzer sorunları olan diğer bir çok devletin birliğine nasıl etki edeceğini kimsenin kestiremediği gibi…
Sadece Amerikan politik tarihinin değil evrensel medya tarihinin de en müstesna öykülerinden biri. Kudretli bir politik yolsuzluk sistemini çökertmeye bir karikatürist ve o günlerde çok düşük tirajlı küçük bir gazetenin cesareti yetmişti.
”ABD Anayasasının birinci ek maddesi (First Amendment), zaten çoğunlukla bu tür uçuk kaçık fikirlerin de özgürce ifade edilebilmesini sağlamak için vardır. Herkesin hemfikir olduğu düşünceyi korumak için yasal düzenlemeye ihtiyaç yok ki”