Can sıkıntısının kaynağı olarak ‘televizyon’
Televizyon, geniş yığınlar için ‘eğlence’ ile aynı anlama sahip olmaya devam ediyor. Can sıkıntısının ilacı olarak görülüyor. Uzmanlara göre tam tersi söz konusu. TV can sıkıntısı salgınının ana sebebi
Televizyon, geniş yığınlar için ‘eğlence’ ile aynı anlama sahip olmaya devam ediyor. Can sıkıntısının ilacı olarak görülüyor. Uzmanlara göre tam tersi söz konusu. TV can sıkıntısı salgınının ana sebebi
“Ülkedeki en güzel iş başkan yardımcılığı. Bütün yaptığın, sabah uyanınca, ‘başkan bugün nasıl?’ diye sormak”
“Sadece Filistin veya İsrail’de değil, dünyanın her yerinde propaganda ile büyüyoruz” diyor Aziz ve devam ediyor: “Bunu aşmanın tek yolu anlatılan resmi hikayeyi değiştirmektir.
Beyaz muhafazakar Amerikalıların çoğunluğunun neden Trump gibi birini başkanlığa layık görüp ne pahasına olursa olsun ısrarla ona bağlı kaldığı, bugünlerde birçok siyaset bilimcinin en fazla kafa yorduğu konu.
ABD Başkanı, sistemin merkezindeki güç değil. Tek güç hiç değil. Amerikan devlet sisteminin adı da ‘başkanlık sistemi’ değil, ‘denge ve denetleme sistemi’dir.
Sadece rakip takımlar değil, terör ve ırkçılığın ayrıştırıcı hayaleti ile futbolun birleştirici gücü de bu ay Fransa stadlarında karşı karşıya geliyor. Futbol kazansın..!
‘Bir defasında ‘ben Amerika’yım’ diye kükredi; ‘Ben Amerika’nın tanımadığınız parçasıyım. Bana alışın. Siyahım, kendimden eminim, kendimi beğenmişim… Adım benim adım, sizin değil. Dinim benim dinim, sizin değil. Hayattaki hedeflerin benim hedeflerim sizin değil. Bana alışın!’
Obama, Hiroşima Barış Müzesinin defterine, ‘Savaşın acılarını tecrübeyle öğrendik. Şimdi hep beraber barışı yayma ve nükleer silahsız bir dünya yolunda da cesaret sergileyelim’ diye yazdı.
“Gelecekte bir gün, ülkenin yığınları, yüreklerinin en derinindeki arzuya kavuşacak ve Beyaz Saray açık sözlü bir ahmakla taçlanacak.” -H. L. Mencken, 26 Temmuz 1920
Doğrusu gümrük işlemlerimi yapıncaya kadar bu kadar heyecan verici bir seyahat olacağını düşünmemiştim. Bir öğleden sonra tarihi İpek Yolu’nun başlangıç noktasına yani, Çin’in bugünkü adıyla Xi’an (Şiyan diye okunuyor) şehrinin kapısına geldim.