Kendisi küçük, etkisi büyük bir ülke: Katar

qatar-02

AMERİKA BÜLTENİ (19 Ekim 2013)

Son olarak THY pilotlarının serbest bırakılmasında olduğu gibi Ortadoğu’daki bir çok sorunda kriz çözücü ya da taraf olarak etkin bir rol oynuyor Katar. Avrupa, Katar’ın kıtadaki bankalarını, futbol kulüplerini, bankalarını konuşuyor. El Cezire, kurduğu Amerikan haber kanalıyla Amerikalıların da gündeminde. 2022 Dünya kupası evsahipliğiyle futbol dünyası da bu ülkeyi konuşuyor. Basra Körfezi içinde yüzölçümü İzmir kadar olan bir yarımadadan ibaret olmasına rağmen nasıl böyle uluslararası aktöre dönüştü? Amerika Bülteni, Katar hakkında özet bir brifing hazırladı:

 

Katar ne kadar zengin?

Katar’ın 250 bin kişilik nüfusu, 400 bin dolarlık yıllık ortalama gelirleriyle, dünyanın en zengin yıllık gelir ortalamasına sahip halkı. Bunun en önemli nedeni, Basra Körfezi içinde yüzölçümü İzmir kadar olan bir yarımadadan ibaret Katar’ın altında dünyanın en zengin üçüncü doğal gaz rezervinin olması. Bu olağanüstü gaz geliri, Katar’a vatandaşlarının yüzde 92’sine devlette çalıştırmaya ve kürede roller üstlenmeye imkan tanıyor. 2011 yılından beri Arap Baharı eylemlerini desteklemek ve Ortadoğu’daki bir çok İslami grubu finanse etmek için 17 milyar dolara yakın para harcadı. Sadece Mısır’da Mursi yönetimine 8 milyar dolarlık yardımda bulundu. Hamas’a 400 milyon dolar destek sağladı. Katar kraliyet ailesi Al Thani, Avrupa’da ise birçok gökdelen, futbol kulübü ve banka satın alarak etkinlik kuruyor. ABD’de Obama yönetimine yakınlığıyla bilinen düşünce kuruluşu Brookings’e sadece 2012’de 2,5 milyon dolarlık yardım yaptı. Kısa süre önce ise Emirliğin etkili televizyonu El Cezire’nin, ABD’ye yayın yapan Al Jazeera America haber kanalı yayına başladı.

 

Katar’ın küresel oyunculuğu yeni mi?

Tarihinin büyük bölümünde Katar, göçebe balıkçı aşiretlerin yaşadığı fakir bir bölge oldu. 1940’ta petrol ve doğal gaz keşfiyle Katar halkı zenginleşti. Ancak Emir Hamad bin Khalifah Al Thani’nin kansız bir darbe ile babası Şeyh Halife’yi devirdiği 1995 yılından sonra Katar sınırları dışında da etkili bir güce dönüşmeye başladı. Eski Şeyh, daha büyük ve daha güçlü komşularını öfkelendirmemek için uluslararası sorunlara bulaşmama prensibine sahipti. Irak’ın 1990 yılında bölgedeki bir başka hidrokarbon zengini mikro devlet olan Kuveyt’i işgali, Emir Hamad’da, ‘düşük profilli olmanın tehikeli olabileceği’’ fikrini besledi.

 

Katar’ın profili nasıl yükseldi?

Öncelikle, ABD’ye bölgedeki askeri üssünü, Katar’ın başkenti Doha’nın hemen dışına kurmasına izin verdi. Hamad bu güvenlikten sonra Katar’ı küresel ekonomiye monte etmeye başladı. Dünyanın en büyük, yoğunlaşmış likit doğal gaz tesislerini kurdu ki bugün bu tesislerden Avrupa, Japonya ve Hindistan’a doğal gaz ihraç ediyor. El Hamad, 1996 yılında ise 24 saat haber yayını yapan El Cezire televizyonunu kurdu. El Cezire’nin Katar’ın bölgedeki imaj ve etkisine katkısı büyük oldu. Katar, El Cezire’nin farklı dil ve ülkelerde kurduğu şubeleriyle de o ülkelerdeki imaj ve etkinliğini artırmayı umuyor. Yakın zaman önce ABD’de yayına başlayan Al Jazeera America, çoğunluğu Amerikalı 800 gazeteci ve televizyoncu istihdam ediyor.

 

Katar, radikal dinci bir ülke mi?

Katar, bölgesinin en ılımlı rejimlerinden birine sahip. Komşusu Suudi Arabistan’ın aksine kadınlar araba sürebiliyor, Müslüman olmayanlar alkol satın alabiliyor ve kamusal alanlarda kadın ve erkeğin el ele tutuşması sorun oluşturmuyor. Bir çok Ortadoğu uzmanına göre Katar yönetimi ideolojik değil pragmatik bir yönetim. Batı dünyasında etkili olmak ile İslam dünyasında saygın olmak arasındaki ince çizgide dikkatlice yürümeye çalışıyorlar. Bu görüşe göre, Katar’ın Arap Baharı’nda muhaliflerin safında yer alması da yükselen gücün halkların talebi olduğunu görmelerinden.

 

Bu desteğin getirisi oldu mu?

Arap Baharı sonrası kurulan İslami yönetimleri desteklemenin şimdilik faydasından çok zararını gördü. Örneğin Mısır’ın yeni askeri yönetimi El Cezire televizonunu ‘teröre destekle’ suçladı. Benzer bir şikaye Libya’dan geldi. Şeyh Hamad’ın bu yaz başında yönetimi oğlu Tamim’e bırakma kararı sonrası, yeni Emir, ‘kibirli politikalara son vereceklerini’ açıkladı. Bu da, yeni Emir’in babasının bölgede etkin olma politikasından geri adım atabileceğinin sinyali olarak okundu. Bazı uzmanlara göre Katar, ‘’yıllardır kendi ağırlığının çok üzerinde hareket ediyor.’’ Bu cümlenin kelime anlamı da doğru.

 

Katar’ın en ağır problemi

Katar Emirliği sadece dünyanın en zengin ülkesi değil aynı zamanda en şişman ülkesi. Yetişkin nüfusun yarısı ve çocuk nüfusun üçte biri obez. Ülke nüfusunun yüzde 17’si diyabet hastası. Bu alanlarda ünlü ABD’de bile obezler nüfusun üçte birini ve diyabetikler yüzde 8’ini oluşturuyor. Katar halkı zaten zengin olduğu için çalışmaya ihtiyacı yok. Ve Amerikan fast-food beslenme tarzı ülkede çok yaygınlaştı. Bir Katarlı, Atlantic dergisine, ‘’Her şey bizim için hallediliyor zaten. Katar’da biz sadece oturur, sigara içer ve abur cubur yeriz’’ şeklinde konuşmuştu.

Ülkenin geleneksel kültürü de diyet yapmayı çok zorlaştırıyor. New York Times’a konuşan bir Katarlı, ‘’Yememek bizde ayıptır. Birinin evinde yemek yemeden ayrılmak ayıptır’’ şeklinde açıklıyor bu geleneği.

You must be logged in to post a comment Login