Sahiplerini gülünç duruma düşüren büyük laflar
İnsanın ‘büyük laf’ etmeye bir ‘tweet’ uzaklıkta olduğu bu günlerde bazı ‘büyük laf fiyaskolarını’ yeniden hatırlamanın çok yararlı olacağı aşikar. Buyrun:
İnsanın ‘büyük laf’ etmeye bir ‘tweet’ uzaklıkta olduğu bu günlerde bazı ‘büyük laf fiyaskolarını’ yeniden hatırlamanın çok yararlı olacağı aşikar. Buyrun:
Felaketler de, güzel günler gibi yaşamın bir parçası. Yaşamın diğer her gerçekliği gibi, sosyal, psikolojik ve biyolojik olarak ne kadar hazırlıklı olduğumuz, son derece belirleyici.
Beyaz Saray muhabirleri arasındaki lakabı ‘Oturan Buda’ydı. Bazen, ‘Medyanın First Lady’si dendiği de olurdu. ‘’Her resmi açıklamaya kaşlarını kaldırarak bakmayı icat eden’’ gazeteciydi.
Hatta, 2016’da yeni Bush – Clinton seçimi her iki partinin tabanına da çekici gelebilir. Sonuçta devam filmleri çok tutan bir ülke burası.
Dünyanın geri kalanı, bir filmde, haberde, video klipte vs denk geldiği beyzbola, körling oynayan Kuzey insanlarına baktığı gibi acıyan bir merakla bakıyor: Bu insanlar ne yapıyor?
Bir beyzbolsever için muhteşem bir final serisi. Çünkü bütün sezonun en iyi iki takımı karşı kaşıya. Ama bir New York Mets taraftarı olan Cemal Tunçdemir için durum o kadar da net değil.
Sosyal medyada, işyerlerinde, komşularımızla tartışmalarda ve televizyonlarda son zamanlarda artarak şahit olduğumuz bir ‘gerçek’, ‘demokrasi’ hakkında şüpheleri de artırıyor.
Nasıl oldu da sonuçta daha 1,5 asırlık bile olmayan bir ‘eğlence’ böyle küresel bir güce ve fenomene dönüştü? Cemal Tunçdemir, futbolun sıradışı öyküsünü yazdı.
Adına ister ‘kongre’, ister ‘parlamento’, ister ‘meclis’ densin bu müessese, sadece işleyişiyle değil binasıyla ve dekoruyla da ait olduğu toplumun mükemmel bir aynasıdır.
Savaş, yerine kullanılan, ‘müdahale, operasyon, hava harekatı, saldırı vb’ sözcüklerle adeta kamufle edilmiş durumda.