Skip to content
Menu

Trump başkanlıktan azledilebilir mi? ABD Anayasası ne diyor?

CEMAL TUNÇDEMİR

8 Mart 2017

Donald Trump kişiliğinde bir başkanın yönetiminin skandal zengini olacağı seçim döneminde bile hemen herkesin tahminiydi. Ancak kimse Trump’ın daha başkanlığının ikinci ayını bile doldurmadan, ABD anayasasının, başkanının görevden alınmasına imkan veren bütün yollarının ayrı ayrı öznesi olabileceğine olasılık vermemişti. Trump’ın dört yıllık görev süresini tamamlamayacağını iddia edenlerin sayısı her geçen gün artıyor. Hali hazırda her 10 Amerikalıdan dördü azil için gerekli şartların oluştuğuna inanıyor. Ancak, azlin mevcut şartlarda nasıl mümkün olabileceği konusunda kimse pek de emin değil. Çünkü başkan azletmek, psikolojik, politik ve hukuksal bazı şartların oluşmasını gerektiren zor bir süreç. Bu nedenle de ABD tarihinde sadece iki başkan, 1868 yılında Andrew Johnson, ve 1998 yılında Bill Clinton için Temsilciler Meclisi azil süreci başlatmayı kabul etti. 1974 yılında Richard Nixon’ın azil süreci başladı ve azledilmesinin kaçınılmaz olduğunu gören Nixon azledilmeden istifa etti.

Peki bir ABD başkanı hangi şartlarda görevden alınabilir? ABD Anayasası ne diyor?

ABD Anayasasının ikinci maddesinin dördüncü fıkrasında bir ABD başkanının, ‘vatana ihanet, rüşvet ve diğer ağır cezalık suçlar işlemesi halinde’ azledileceği hüküm altına alınıyor.

Vatana ihanet suçu nasıl olur?

ABD’nin Kurucu Babaları, hepsi de bir dönem ‘vatan haini’ yaftası yedikleri için, Anayasa’da ‘vatan hainliği’ne somut bir tanım getirerek sınır çizdiler ki ABD anayasının somut tariff getirdiği tek suçtur. ABD Anayasası’nın 3. Maddesinin üçüncü fıkrasına göre, ‘vatan hainliğine’ –SADECE- savaş zamanında düşmana yardım ve yataklıkta, ve bu suça şahit olan en az 2 kişinin varlığı veya açık mahkemede ikrar ile sabit olursa hükmolunabilir. Anayasa, ‘only (sadece)’ diyerek vatan hainliği yaftasının olur olmaz her yerde kullanılabileceği bir belirsizlik oluşmasının ve bu suçlamanın politik istismarının önüne geçmiştir. 241 yıllık ABD tarihinde ‘vatana ihanet’ suçlamasıyla sadece 13 kişinin mahkum olmasının ve 1950’den beri bu suçlamanın kimseye yöneltilmemiş olmasının nedeni budur. Dolayısıyla Trump’ın doğrudan vatana ihanet suçu ile suçlanabilmesi oldukça düşük bir olasılık.

Rüşvet ve diğer ağır cezalık suçlar

Hukuk otoritelerine göre anayasada azil için kast edilen ağır suçların, şu üç şarttan birini içermesi gerek: ‘Gerçek fiili bir suç (adam öldürme vs), yetki istismarı veya yolsuzluk.

Trump’ın birçok şaibeye ve onlarcası hala devam eden çok sayıda davaya konu olmuş iş anlayışı, onu rüşvet suçu açısından potansiyel bir bombaya dönüştürüyor. Trump’ın yetkisini kullanma karşılığında kişisel kazanç elde etmesi azil sürecinin başlaması için oldukça açık bir neden oluşturur. ABD hukuk literatüründe ‘’emoluments clause’’ diye anılan ve bir ABD başkanının, ‘’yabancı bir devletten hediye, kazanç, makam, ünvan türü şeyleri kabul edemeyeceğini’ hükme bağlayan yasa, şaibeli yurt dışı yatırımlarına sahip Trump için bir başka mayınlı arazi.

Bir başka büyük ‘ağır cezalık suç’ potansiyeli ise ‘mahkemeye yalan beyan’,  ‘yalancı şahitlik’, ‘yemin altında yalan beyan’ vermeyi düzenleyen ‘perjury’ suçlaması. Trump aleyhine son 40 yılda tacizden dolandırıcılığa kadar federal ve yerel mahkemelerde yaklaşık 4000 dava açıldı. Başkanlık koltuğuna oturduğunda en az 60 dava hala devam ediyordu. Seçimden çok önce kimse öngörmezken Trump’ın başkanlığı kazanacağını ve azledileceğini iddia etmesiyle ünlü tarih profesörü Allan Lichtman’a göre bu davalar Trump’ın en yumuşak karnı: ‘’Bu davaları yanlış yönlendirmeye yönelik en ufak hareketi azledilme sebebi olacak’’. Trump’ın bu davalarda tek bir yalan beyanının ispatlanması azline gerekçe olacak. ‘Perjury’ suçlaması ABD tarihinde azledilen iki başkandan birinin azlinde de kullanılan gerekçe.

Bill Clinton, kendisine Monica Lewinsky ile cinsel ilişki yaşayıp yaşamadığı soran savcıya, “there’s nothing going on between us (aramızda hiçbir şey geçmedi/yok)” cümlesi kurmuştu. Lewinsky’nin ünlü mavi elbisesindeki spermlerin DNA incelemesi bunların Clinton’a ait olduğu ispatlanınca, yalan beyandan azil süreci başladı. Bill Clinton, mahkemeye, cümlesindeki ‘s’ kısaltmasının, geçmiş zaman anlamındaki ‘was’ fiilinin kısaltması değil, şimdiki zaman anlamındaki ‘is’ olarak kullandığı ve dolayısıyla sorunun sorulduğu anda bir ilişkisi olmadığını kastettiği’’ savunması da işe yaramadı ve bu ‘s’ on yıllardır politik mizahın konusu oluyor. Tek bir cümledeki ‘is’ yalanı, Clinton’ın Temsilciler Meclisince azil için Senato’ya sevk edilmesi için yeterli görüldü. Ancak azil taraftarları Senato’daki oylamada gerekli sayıya ulaşamadığı için Clinton başkanlığını tamamladı.

Yargılamaya veya soruşturmaya müdahale de bir başka potansiyel suç… Richard Nixon eğer istifa etmeseydi bu suçtan azledilecekti. Çünkü Watergate konusundaki soruşturmaya müdahale ettiği ortaya çıkmıştı. Trump’ın, Rusya konusunda FBI’da ve CIA’de yürüyen soruşturmalara müdahale çabaları olduğu yönündeki iddialar bu açıdan da çok ciddi.

ABD başkanını kim azlediyor?

ABD Anayasasına göre azil yetkisi Kongre’de. Öncelikle Temsilciler Meclisi Adalet komitesinin süreci başlatmaya karar vermesi gerekiyor. Mevcut komitede 24 Cumhuriyetçi ve 17 Demokrat milletvekili görev yapıyor. (2019 Eylül güncellemesi: bu komitenin 24 Demokrat ve 17 Cumhuriyetçi üyesi var)

Temsilciler Meclisinin başkanın azledilmesine yeterli gerekçe bulunduğunu kabul etmesi (impeachment) için salt çoğunluk (218 oy) gerekiyor. Yani, bugünkü şartlarda her Demokrat milletvekilinin yanı sıra en az 24 Cumhuriyetçi milletvekilinin de evet demesi gerekiyor. (2019 Eylül güncellemesi: Temsilciler Meclisinde Demokratların 235 ve Cumhuriyetçilerin 199 milletvekili var).

Temsilciler Meclisindeki süreç tamamen politik bir süreçtir. Çoğunluk partisi istediği başkan için bu süreci başlatabilir.

Temsilciler Meclisinin başkanın azil için yargılanması hakkında yeterli gerekçe bulunduğunu kabul etmesinden sonra ‘yargısal süreç’ başlar. Senato, ABD Yüksek Mahkemesi başkanının başkanlığında bir tür Yüce Divan’a dönüşür ve yargılamayı yapar. Senato’da tarafların iddiaları ve savunmaları dinlendikten sonra, azil kararı alınabilmesi için 100 senatörün üçte ikisinin (67) oyu gerekiyor. Yani tek başına bir partinin politik azil kararı alabilmesi imkansız. Senato’da üçte iki çoğunluk oluştuğunda başkan görevden alınıyor ve başkan yardımcısı kalan süreyi tamamlamak için ABD başkanı oluyor. Bu da, Kongre’deki azil sürecinin hukuksal aşaması.

Azil gerekli psikolojik ve politik şartlar ne?

Başkanın Kongre tarafından azil sürecinin başlatılması sıkça belirtildiği üzere ‘politik’ bir süreçtir, ‘hukuksal’ bir süreç değil… Bütün politik süreçler gibi de ‘kamuoyuna hakim iklim’ asıl belirleyici faktördür. Clinton’ın azli sürecinde önemli rol oynayan Bruce Fein, ”Bu oyunun yüzde 99’u başkanın ne kadar popüler olduğu ile ilgili” yorumu yaparken buna dikkat çekiyordu. Ona göre başkana kamuoyundaki destek çok aşırı düşük değilse, kimse ona karşı azil süreci başlatmaya cesaret edemez.

Johnson, Nixon ve Clinton’ın her üçünde de azil sürecini başlatan Kongre’de muhalif partinin çoğunluğu vardı. 2018 yılının sonuna kadar görev yapacak mevcut ABD Kongresinin her iki kanadında ise çoğunluk Cumhuriyetçi Partinin elinde. Yani Trump’ı azletmeye dünden hevesli Demokratların tek başlarına yapabileceği hiçbir şey yok. Cumhuriyetçi Partide, Trump aleyhine çok ciddi bir kırılma yaratacak bir gelişme olmadıkça Temsilciler Meclisinin azil süreci başlatması çok olası değil. (2019 Eylül güncellemesi: Temsilciler Meclisinde Demokratların çoğunluğu ve Senato’da Cumhuriyetçilerin çoğunluğu var)

Bununla beraber, Kongre’deki Cumhuriyetçilerin büyük çoğunluğunun da Trump’tan pek hazzettiği söylenemez. Başkan Yardımcısı Mike Pence’in başkanlığını Trump’a tercih edecekleri bir sır değil. Trump, önseçim sürecinin başından sonuna kadar en güçlü aday olmasına rağmen Kongre’deki Cumhuriyetçilerden en az destek gören adaylardan biri oldu. Ancak Trump, Cumhuriyetçi Partinin aşırı sağa ve komplolara açık hale gelmiş tabanını ırkçı ve dinci bir söylemle motive ederek, partinin müesses nizamına rağmen adeta bir isyanla adaylığı kazandı. Keskin politik ve kültürel kutuplaşmayı devamlı körükleyerek bu tabanı sürekli motivasyonda tutmaya da devam ediyor. Bu yüzden artık bir Cumhuriyetçi Partinin varlığından söz etmenin zor olabileceğini savunan analistler bile var. Çünkü partinin muhafazakar tabanı artık, ilke ve politikalara değil doğrudan bir şahsa bağlı. Trump’a itaat etmeyecek bir Temsilciler Meclisi Cumhuriyetçisinin 2018 Kongre seçimi için yapılacak önseçimlerde yeniden milletvekili adaylığı kazanması oldukça zor olabilir. Ancak Trump hakkında yakında çok daha fazlasının da patlayacağı belli skandalların Amerikan kamuoyunda oluşturacağı baskılı atmosferin, 2018 seçimini parti için fiyaskoya dönüştürebileceğini gördüklerinde harekete geçmeleri de mümkün.

Profesör Robert Reich, Ocak ayında yemek yediği Bir Cumhuriyetçi Kongre üyesinin, Trump hakkında ‘’Cumhuriyetçi falan değil, kocaman bir egodan başka bir şey değil’’ nitelemesini yaptığını ve Kongre Cumhuriyetçilerinin, ‘vergi kesintisi, finans sektöründe denetimleri azaltma, savunma bütçesini artırma vb’ birkaç hedeflerini gerçekleştirinceye kadar Trump ile işbirliği içinde olup bunlarda istedikleri mesafeyi elde ettikten sonra azil süreci için düğmeye basma eğilimde olduklarını söylediği iddiasını paylaşmıştı.

Şu gerçeğin altını bir kez daha çizmek lazım: Mevcut şartlarda Cumhuriyetçi Partili Kongre üyelerinde Trump’a yönelik bireysel eleştiriler duyulsa da azil için HENÜZ gerekli hevesin var olduğu söylenemez.

Eğer Kongre şu anda azil için hevesli değilse Trump başka nasıl durdurulabilir? Anayasaya göre Trump’ı görevinden almaya yetkili tek organ Kongre değil. Trump’ın kendi kabinesi de onu başkanlıktan alabilir. Hem de Kongre’den çok daha kolay ve hızlı bir şekilde. Nasıl mı?

Kabinesi, ‘patron çıldırdı’ derse…

Donald Trump, başkanlığının daha ilk haftalarında, kabinesi fireler verirken, ABD başkenti büyük kaos ve skandallarla çalkalanırken, 16 Şubat’ta basının karşısına çıktığında, olan biten herşeyin bir medya uydurmasından başka bir şey olmadığını söyleyerek, yönetiminin sorunsuz bir makine gibi çalıştığını iddia etti. Tarihte bir ABD başkanı için en başarılı ilk ayı geçirdiklerini iddia edebildi ve daha birçok apaçık yalanı sıraladı. Trump’ın görevden alınmasını isteyenlerin umutla sarıldığı bir diğer anayasal gerekçe de işte bu tavrında gizli: Trump’ın mental kapasitesi. Hatta Demokratlar, Beyaz Saray’da bir psikiyatrist görevlendirilmesini öngören bir yasa teklifini Kongre’ye sundular bile. Bunun yasalaşma şansı nerdeyse sıfır ama ‘Trump’ın psikolojisi’ni gündeme getirmesi açısından önemli.

Trump’ın psikolojisi neden önemli?

Çünkü, ABD Anayasasının 25’nci ek maddesini (25th Amendment) gündeme getiriyor. ABD Anayasasının bu maddesindeki bir hüküm uyarınca, başkan yardımcısı ve başkanın kabinesinin çoğunluğu (8 bakan), başkanın sağlık vb nedenle görevini yapma ehliyetini kaybettiğine inanırsa, Temsilciler Meclisi başkanı ve Senato liderine mektup göndererek, başkanın yerine başkan yardımcısının görevi devraldığını bildirme yetkisine sahip. Bu tek taraflı bir bildirimdir. bildirim yapıldığı andan itibaren Başkan görevinden alınmış olur. Eğer böylesi bir olasılık söz konusu olursa Trump’ın koltuğuna geri dönebilmek için tek yapabileceği Kongre’ye itiraz etmek. Ancak hem Temsilciler Meclisi hem de Senato’nun üçte ikisinin itirazı haklı bulması lazım. Yani bu olasılıkta Kongredeki belirleyici olan güç azınlıktaki Demokratlar olur.

Maddenin temel hedefi, başkanın ağır yaralanması, anestezi etkisi altında olması, koma vb durumlarda ABD’nin başkansız kalmasına engel olmak. Başkanın akıl ve ruh sağlığının başkanlığa elverişli olmaması da bu maddenin işletilmesine neden olabilir mi? Trump muhaliflerinin çoğuna göre evet.

25’nci madde, Kennedy suikastinden sonra 1967 yılı Şubat ayında kabul edilen bir düzenleme. Ronald Reagan’ın başkanlığının son yılında Alzheimer hastalığının ilk belirtilerini göstermeye başladığında cılız şekilde gündeme gelmesini saymazsak tam 50 yıl boyunca ABD’nin hiç konuşmadığı bir anayasal düzenleme olarak kaldı. Ta ki, Trump’ın başkanlığı kazanmasının üzerinden daha birkaç gün geçmeden 16 Kasım günü George W. Bush’un danışmanı David Frum’un attığı şu Tweet’indeki şakasına kadar:  “ABD Anayasası 25’nci Ek Maddesi 4’ncü Fıkra. Önümüzdeki aylarda hepimiz bu maddeyi konuşuyor olacağız”.

Bugünlerde Amerikan politikasında herşey şaka gibi ve neredeyse hiçbiri şaka değil.

***
Cemal Tunçdemir‘i Twitter’dan takip edebilirsiniz